Yalnız Çocuk Büyüten Anneler (Eda Gökduman)
YALNIZ ÇOCUK BÜYÜTEN ANNELER
Anne olmak nasıl bir duygu ?
sorusunun cevabını bir anne nasıl verir dersiniz… Harika ? ..Çok güzel ? ..Süper..?
“Düünyanınn en güzel duygusu..”
olarak cevabınızı
alabilirsiniz. Bebeği olacağını öğrendiği ilk andan itibaren bu farklı duyguları yaşamaya çoktan başlamıştır. Ay ay bebeğinin gelişimini heyecanla takip eder ve endişelerle karışan duyguları bebeğini ilk kucağına alacağı ana kadar yoğun bir biçimde hisseder.
Güzel duyguların içerisinde endişeler ve zorluklar da tek tek başlamış olur. Uykusuz gecen geceler.. ateşler.. hastalıklar…
Şimdi bu yazıyı okuyan çocuklarını büyütmüş annelerin de
offf…offf… çok zor günlerdi.. dediklerini
duyar gibiyim..
Anne;
bebeğini büyütürken yakın çevrenin desteği çok önemlidir. Anlaşıldığını
ve değer gördüğünü hisseden bir anne
psikolojik
ve fiziksel olarak daha rahat olacak , böylece enerjisini bebeğinin sağlıklı gelişimi için daha fazla kullanacaktır.
Bu destek şansına sahip olamayan annelerin
daha yorgun günler yaşayacağı beklenen bir sonuçtur.
Yakınları yanında olmayan anneye en büyük destek babadır. Eşine yeterli ilgi gösteren ve ona yardım eden
bir babanın varlığı ne kadar bir şans olarak görülse de bebek
fiziksel ve duygusal gereksinimleri açısından anneye ihtiyaç duyduğu için en büyük görev yine anneye düşmektedir.
Bebeğin doğumu ile birlikte annenin yaşadığı uykusuzluk,
bedensel ve duygusal değişimler, bebeğine yetememe duyguları , emzirebilme endişeleri anneyi
daha da gerginleştirebilmektedir. Bu duyguların
doğum sonrasında daha az yaşanması için
anne adayının hamileliği süresince
bebek gelişimi ve bebek psikolojisi konularında önceden bilgi sahibi olması , ilgili güvenilir kaynakları incelemesi , hamileliğini takip eden doktoru ile iletişim halinde olması çok önemlidir. Kendine güvenen bir anne ; yaşayacağı her türlü zorluk karşısında gerekli sakinliği ve
çabayı rahatlıkla gösterecektir.
Hamileliği devam ederken annelik – babalık kurslarına katılan annelerin kendine güveninin
bebek doğduktan sonra daha fazla olduğunu gözlemlemekteyiz. Bebeğini nasıl yıkaması, beslemesi, uyutması
gerektiğini bildiği için içi
daha rahattır.
Bu bilinçlilik annenin kendisini
mutlu hissetmesini
sağlayarak
lohusalık döneminin daha rahat geçmesine
zemin hazırlar.
Çocuğunu yalnız büyütmek zorunda kalan anneler çevresel
destek alan annelere göre daha fazla gergin, sinirli ve mutsuz olabiliyor. Bu duyguları ortaya çıkaran en önemli etkenlerden biri
annenin
yeterince kendisine zaman ayıramamasıdır .
Bebekle birlikte
annenin yaşam
biçimi eskiye göre çok değişmiştir.
Önceden rahatlıkla spor yapabilen,
arkadaşları ile kahve keyiflerine katılan , eşi ile
tatile çıkan, evde dergisini okuyabilen , mışıl mışıl uyuyan, giysilerine rahatlıkla sığan bir
kadın yerine
uykusuzluktan gözlerini kırpan, bebeğini emzirebilmek onu güzelce besleyebilmek için tüm bedenini uyanık tutmaya çalışan,daha
vitaminli yemekler yapabilmek için sebzeleri birbirine karıştıran, bebeğinin öğle uyku saatini evi toplama , çamaşırları asma vakti olarak değerlendiren ,
beş dakika gözlerini kapattığında saatlerce uyumuş gibi kendini hisseden
bir kadın
gelmiştir. Bu günlük koşturma içerisindeki bir annenin bebeği gülümsediğinde,
sizce anne ne kadar içten gülümseyebilir?
Eminim bir çok anne bu güzel gülümseme karşısında tüm yorgunluğunu unuttuğunu
ifade eder ama..
gerçek olan şey bedenin ve pilin bittiği, ertesi gün aynı şeylerin yeniden başlayacağıdır..
Bu yorgunlukların azalması ;
bebek
, anne ve baba için çok önemlidir. Bunun için kısa bir formül yaratabiliriz.
Kendine zaman ayıran +
mutlu
bir anne
=
sağlıklı gelişen bir bebek
ve mutlu bir evlilik
Yalnız çocuk büyüten bir annenin yorgunluklarını azaltabilmesi için birkaç öneri sıralayabiliriz:
1) Aşırı titiz, düzenli ve hijyen bir anne olmayı bırakmak
:
Bu aşırı çabalar anne üzerindeki baskıyı arttırmaktadır. Önceden düzenli bir eve sahip olan anne bebeğin gelmesi ile dağınıklaşan ortamdan daha fazla rahatsızlık
duymakta, kalan az
zamanda toparlanamayan mutfak ve odalar annenin kendisini daha gergin hissetmesine neden olmaktadır. Oysaki bu durum anne tarafından bebek gelmeden önce kabullenilmelidir. Bebekle birlikte eski düzen kalmayacak
ve eve harcanan zaman bebeğe
verilecektir.
2) Bebeğin uyku saatlerini dinlenme zamanı olarak planlamak
:
Birçok annenin yaptığı en büyük hata bu noktadadır. Bu zamanları iş yaparak değerlendirmek yerine kısa uyku molaları, müzik dinleme ve dinlenme zamanı olarak değerlendirmek annenin ruh sağlığını olumlu etkileyecektir.
3) Bebekle geçirilen zamandan , oyunlardan keyif almak:
Gün içerisinde
bebeğin
fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının karşılandığı her anı oyun haline getirmek, onunla birlikte gülümsemek
anneyi de psikolojik olarak rahatlatacaktır . Bedensel yorgunlukların
azaltılması için
keyifli dakikaların yatak oyunlarına dönüştürülmesi işe yarayacaktır.
4) Eşe olan ilgi ve eşle birlikte geçirilen zaman :
Bebeğin aileye katılması ile
birlikte evliliklerin birçoğunun zarar gördüğünü sıklıkla gözlemlemekteyiz.
Bebeğin evliliğe güzel şeyler kattığı düşüncesi doğru olsa da artan sorumluluklarla birlikte eşlerin birbirine yeterli düzeyde zaman ayıramaması , ilginin bebeğe yönelerek eşe ilginin azalması paylaşımları azaltarak çatışmalara zemin hazırlamaktadır. Eşle yapılan günlük sohbetler,sevgi sözcükleri , dokunuşlar,
bebeğin
evliliğinize kattığı güzellikler
karşılıklı olarak paylaşılmalıdır. Babalar ; bazen bebekler ile iletişim kurma zorlukları yaşayabilir. Ne yapacağı , onu nasıl kucağına alacağı , onunla nasıl oynaması gerektiği ile ilgili
anne kadar becerikli olamayabilir. Bu konuda da eşe destek olunması ve bebekle iletişimin arttırılarak babaya da görev ve sorumlulukların verilmesi
annenin kendine zaman ayırmasına ortam hazırlayacaktır.
5) Kendine bakımın azalmaması :
Artan sorumluluklar, yorgunluk nedeni ile
anne kendi ile yeteri kadar ilgilenmemektedir.
Kendine bakmayan, kendisi için çaba göstermeyen anne zamanla depresyona girebilir.
6) Sosyal yaşamın bebekle birlikte kısıtlanmaması:
Hamile kalmadan önce
keyif aldığı aktiviteleri
bebekle birlikte bitirmemek önemlidir. Çocuk doktorunun izin verdiği ortamlarda
bu aktivitelere devam edilmesi annenin psikolojisi ve bedeninin dinlenmesi açısından da yararlı olacaktır.
Çalışan bir anne açısından çocuğunu yalnız büyütmek çok daha zordur.
Çocuğunun gelişiminde yanında olamadığı , onunla yeterince ilgilenemediği düşüncesi ile yaşanan yoğun suçluluk duyguları annenin psikolojisini olumsuz etkiler. Çalışan anneyi psikolojik olarak rahatlatacak en önemli şey; çocuğuna bakan kişiye olan güvenidir. Bu kişi bir bakıcı, dadı veya anaokulu öğretmeni olabilir. Annenin
bu kişilerle yakın , sıcak ve güven içeren bir iletişim biçimi kurması
bu kişilerin de çocuğa ilgisini
ve sevgisini pekiştirecektir.
Psk Eda Gokduman