Broşürler


Enfeksiyon Hastalıkları


VİRAL HEPATİTLER

Bulaşıcı sarılık veya tıp dilinde viral hepatit, mikroskopla bile görülemeyecek kadar küçük, virüs denen mikroorganizmaların oluşturduğu, karaciğerin yaygın iltihabi hastalığına verilen isimdir. Bu hastalığın, A, B, C, D, E ve G harfleri ile isimlendirilen en az 6 farklı virüsle oluştuğu bilinmektedir.
a) Hastalığın Belirtileri
Bulaşıcı sarılık, A virüsü için 15-45 gün, E virüsü için 30-60 gün, B virüsü için 30-180 günlük bir kuluçka süresini takiben, halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karnın sağ üst bölümünde ağrı, derinin ve gözakının sararması ve idrarın koyulaşması ile başlar. Kısa süren ateş olabilir. Ancak, çocukların büyük çoğunluğunda ve yetişkinlerin de bir kısmında sarılığın ortaya çıkmaması veya silik kalması mümkündür. Bu nedenle, özellikle küçük yaş gurubundaki çocuklarda hastalık teşhis edilmeden geçip gidebilir. Üstelik çocuklarda belirtiler daha hafif ve kısa sürelidir. Bulaşıcı sarılık genellikle 4-6 haftalık bir hastalıktır, A ve E virüsü ile olanlar sonunda tedavi olurlar ve kronikleşme (süreğenlik) göstermezler.
B, C ve D virüsleri ile oluşan bulaşıcı sarılıklar kronikleşebilir. Bunun sonucu olarak, Türkiye'de nüfusun %5-7 kadarı (4 milyona yakın insan) B virüsünü, farkında olmaksızın taşımaktadır. Bulaşıcı sarılık hastada sarılık yapmadan da seyredebilir.
b) Bulaşma Yolları
A ve E virüsleri büyük abdest ile atılırlar ve virüs taşıyan dışkı ile kirlenmiş su ve besin maddelerinin (sebze ve meyvalar) ağızdan alınması ile bulaşırlar. Virüsle kirlenmiş yüzeylere temas etmiş ellerin ağza değdirilmesi de kişisel bulaşmada ve virüsün yayılmasında çok önemlidir.
B ve C virüsleri ise, başlıca, kan yoluyla (kan ve kan ürünlerinin alınması, mikroplu enjektör ve iğnelerinin kullanılması, ortak jilet veya diş fırçası kullanımı, akupunktur, diş tedavisi vb) ve cinsel ilişki ile bulaşırlar. Hastalığın, bu virüsleri taşıyan anneden bebeğe geçişi de mümkündür.
Hepatit A virüsü ellerde saatlerce canlı kalabilir. Bulaşmada ellerin rolü büyüktür. Okullardaki sıra ve kapı kolları, tuvaletlerdeki musluklar virüs taşıyan dışkı ile kirlenebilmektedir, buralardan eller aracılığı ile ağız yoluyla bulaşır.
Çocuklarınızın sağlığı için sıvı sabun kullanarak el yıkamayı onlarda alışkanlık haline getiriniz.
Hepatit B geçirmekte olan veya bu virüsü hastalık belirtisi göstermeksizin kanında taşıyan annelerden doğan bebeklerde, hastalık %95 sıklıkla kronik gidiş göstererek yaşamın daha ileri döneminde karaciğer sirozu veya karaciğer kanserine neden olabilir.
c) Hepatit B virüsu İle Oluşan Sarılığın Önemi
Çünkü B virüsünün yaptığı hepatit hem çok sık ve yaygındır, hem de hastaların %5-10 kadarında, hastalığın alevli (akut) dönemi geçtikten sonra tam tedavi olmaksızın hastalık sinsi ve kronik (süreğen) biçimde devam eder. Bu hastaların bir kısmında zamanla siroz ve karaciğer kanseri gelişebilir. Bir kısmında ise virüs uzunca bir süre karaciğerde fazla hasar yapmadan kalsa bile, zaman içerisinde bu kronik taşıyıcılarda da denge kişi aleyhine bozularak kronik aktif karaciğer hastalığı gelişebilir. Virüsü taşıyan annelerden doğan bebeklerde hastalık, %95 oranında alevli (akut) bir tablo oluşturmaksızın sinsi kronik gidiş gösterir.
Hepatit B virüsü siroz ve karaciğer kanserinin en önemli nedenidir.
d) Hepatit C Virüsü İle Oluşan Bulaşıcı Sarılık
C virüsü ile oluşan hepatitlerin büyük çoğunluğu kronikleşerek siroza ve karaciğer kanserine gidiş gösterir ancak toplumumuzdaki yaygınlığı çok düşüktür. Bu nedenle C virüsü hepatiti bireysel açıdan tehlikeli bir hastalık olmakla beraber toplumsal açıdan daha az tehlikelidir.
Hepatit C virüsü özellikle hemodiyaliz hastaları ve sık kan nakli yapılan hastalar için ciddi bir tehlike oluşturabilir.
e) Taşıyıcı Kişinin Yapması Gerekenler
Hepatit B virüsü, hastanın veya sağlam taşıyıcının kan ve diğer vücut sıvılarında (tükürük, ter, süt, sperm sıvısı, vajen sıvısı) bulunabilir.
B virüsü taşıyıcısı, hasta olmasa bile, kanı ve diğer vücut sıvıları ile hastalığı başkalarına bulaştırabileceğini bilmelidir. Kan vermemeli ve korunmasız (kondom) olarak, bağışık olmayan veya aşılanmamış kişilerle cinsel ilişkiye girmemelidir. Her 6-12 ayda bir karaciğer fonksiyon testlerini yaptırmalıdır. Alkol almaktan kaçınmalı, herhangi bir nedenle ilaç almak zorunda kalırsa bunu doktoruna danışmalıdır.
f) Bulaşıcı Sarılıkta Tedavi
Ani hastalıkta özel bir tedavi yoktur. Hastaya sindirimi kolay yiyecekler verilir. Yağı az yiyecekler önerilir. Üzüm, bal gibi şekerden zengin besinlerin diyette yer alması uygundur. Hasta istirahat ettirilir.
g) Kronik Hepatitin Tedavisi
B ve C virüsü ile oluşan kronik karaciğer hastalığında ilaç (interferon-alfa) tedavisi hastaların üçte birinde uzun süreli iyileşme sağlayabilir. Bu tedavi ise çok pahalıdır.
h) Hepatit B virüsuna Karşı Korunmada Dikkat Edilecek Noktalar
Test edilmemiş kan kullanılmamalıdır.
Enjektör iğnesi veya parmak delici iğne birden fazla insanda kullanılmamalıdır.
Jilet, diş fırçası gibi malzemeler ortak kullanılmamalıdır.
Kılıf (kondom) kullanmanın, cinsel ilişki ile bulaşmadan korunmada güvenilir yöntem olduğu unutulmamalıdır.
B virüsünün ısıya ve dış etkenlere oldukça dirençli olduğunu ve vücut dışında, kuru yüzeylerde en az 10 gün canlı kalabileceği bilinmelidir.
B virüsü taşıyıcılarının kullandıkları aletler, yarım saat, binde 5'lik çamaşır suyunda bırakılırsa veya 100 oC de 10 dakika kaynatılırsa veya sodyumkloril sülfatlı deterjanla muamele edilirse virüsün yok edilmesi mümkündür.
Taşıyıcının kanı veya diğer vücut sıvıları bulaşmış yüzeyler %10 luk çamaşır suyu ile bolca ıslatılarak silinmelidir.
Bir hastalığa karşı en akıllıca korunma, kuşkusuz, onun etkeni ile karşılaşmadan önce bağışıklık kazanmış olmakla sağlanır. Bunun yolu aşılanmaktadır.
AIDS ve HIV
AIDS bulaşıcı bir virüs hastalığıdır. Mikrobu HIV (İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) adı verilen virüstür, bu virüs bağışıklık sisteminin içine yerleşir ve vücudun mikroplara karşı koyma yeteneğini yok eder. Direnci azalan vücutta, HIV'in etkisinin yanı sıra, çeşitli mikroplar da hastalıklara neden olurlar.
HIV vücuda girdiği andan itibaren, vücutta bununla savaşmak için özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorların ELISA yöntemiyle saptanmasına Anti-HIV testi denir. Anti-HIV antikorların ELISA yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için 3 aylık bir süreye ihtiyaç vardır. Bu nedenle test, bulaşma olduktan 3 ay sonra yapılmalıdır. Anti-HIV testinin pozitif olması kanda HIV virüsünün olduğunu gösterir. Ancak anti-HIV testinin yalancı pozitif çıkma ihtimali de vardır. Bu nedenle, kişinin HIV pozitif (seropozitif) olduğunu söyleyebilmesi için, Westernblood testi denen doğrulama testinin de yapılıp sonucunun pozitif olması gerekmektedir.
Anti-HIV testi, üniversite hastanelerinin mikrobiyoloji laboratuarlarında, devlet hastanelerinin laboratuarlarında ve özel laboratuarlarda yaptırabilir.
HIV bulaşması, AIDS hastalığı, hastalıktan korunma, test yaptırma, hastaların bakım ve tedavisi hakkındaki bilgileri, tanıyı koyan uzmanlardan alabilirler
a) AIDS'in belirtileri
Virüs bulaştıktan sonra, AIDS hastalığı belirtileri kişinin yaşam koşullarına ve vücut direncine göre, 3-15 yıl, hatta bazen daha uzun bir süre sonra ortaya çıkar. HIV bulaştığı vücudun bağışıklık sistemini yıkıma uğratır.
Vücut direnci zayıflayan hastada, normalde zararsız olan, hafif geçen ya da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir. Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride tekrarlanan uçuk, pamukçuk, yara ve lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük, tüberküloz, akciğer hastalıkları gibi belirtiler ortaya çıkar.
Kişide bu belirtilerin ancak birkaç tanesinin bir arada bulunması durumunda AIDS düşünülebilir. Kesin tanı için anti-HIV testi yapılır.
b) AIDS'in tedavisi
AIDS'in tedavisinde olumlu gelişmeler vardır. Günümüze kadar bulunan ilaçlardan farklı etki mekanizmalarında olanların ikisinin ya da üçünün birlikte kullanımıyla HIV pozitif kişilerin kaliteli ve uzun bir yaşam sürebilmeleri sağlanmaktadır. Tedavi doktor kontrolünde ve kesintisiz olarak yaşam boyu sürdürülmelidir.
c) HIV'in bulaşma ve korunma yolları
HİV virüsü cinsel ilişki, kan ve anneden bebeğine olmak üzere üç yolla bulaşır.
Korunmasız cinsel ilişki ile bulaşır. Tüm bulaşmaların %80-85'i bu yolla olmaktadır. Virüs kanda bulunduğu gibi erkeğin sperm sıvısında, kadının vajina salgısında da bulunur. Cinsel ilişki sırasında vagina, penis, anüs mukozası veya ağızdaki zedelenmiş doku ve çatlaklardan vücuda girerek; erkekten kadına, kadından erkeğe, erkekten erkeğe veya kadından kadına bulaşabilir.
Tüm bulaşmaların %10-15'i kan ile olmaktadır. Kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş; şırınga, iğne, cerrahi aletler, diş hekimliği aletleri, dövme aletleri, akupunktur iğneleri, jilet, makas gibi tüm kesici ve delici aletler ile bulaşma olabilir.
Hastalıklı erkek ve kadının cinsel organlarındaki kanamaların veya adet kanının penise, vajinaya ve ağza teması ile bulaşma olabilir.
Damar içi uyuşturucu kullananların paylaştıkları iğne, enjektör ve uyuşturucu madde eritilen kaşıklar ile bulaşma olabilir.
HIV'li organ, doku ve sperm nakli ile de bulaşma olasılığı vardır.
Anneden bebeğine bulaşır. Tüm bulaşmaların %3-5'i bu yolla olmaktadır. HIV, hasta veya taşıyıcı anneden bebeğine gebelik, doğum veya emzirme sırasında bulaşabilir.
d) HIV'in bulaşmadığı durumlar
HIV günlük yaşamda, aynı odada bulunma, aynı okulda okuma, aynı havayı soluma ile bulaşmaz.
HIV sağlam deriden geçmez.
Tükürük, gözyaşı, ter, aksırık, öksürük, idrar, dışkı;
El sıkışma, deriye dokunma, okşama, kucaklama, yanaktan ve elden öpme;
Yiyecekler, içecekler, çatal, kaşık, bardak, tabak, telefon;
Tuvalet, duş, musluk, yüzme havuzu, deniz, sauna, hamam;
Sivrisinek ve diğer böceklerin sokması, kedi köpek ve diğer hayvanlarla yaşamak, HIV'in bulaşmasına neden olmaz.

Üye Ol

Ziyaretçilerimiz

www.pediatriportali.com sitesinin web hosting hizmeti natro - izgi Bilgisayar Sistemleri Ltd. tarafından sağlanmaktadır.
ocuk Doktoru - ocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı - Pediatri Uzmanı - ocuk sağlığı sitesi - ocuk doktorları - Pediatri - Pediatrist - Bebek