Broşürler


Bilirkişilik (Nesrin Özkaya)


BİLİRKİŞİLİK

Adli olaylarda bilgisinden yararlanılan kişilere bilirkişi denir.Yargıçların ele aldıkları davada çözümlenmesi özel bilgiyi ya da tekniği gerektiren olaylarla karşılaştıklarında, bu konularda yetenekli gördükleri kişilere başvurup, onların konu ile ilgili raporlarını göz önünde tutarak davayı çözümlerler. Hekimlerin sağlıkla ilgili konularda bilirkişilik görevi vardır. İnsan vücudunda meydana gelen lezyonların niteliği, nasıl yapıldığı, her türlü biyolojik delillerin incelenmesi, suçlunun, mağdurun ya da hak ehliyetini kullanmak isteyenlerin durumlarının belirlenmesi ve tanımlanması bilirkişi hekim tarafından yapılır. [1] Tıbbi Uygulama Hatası kaynaklı zararlarda olayın doğası gereği sadece uzman bilirkişilerce aydınlatılabilir. Bu uzman bilirkişiler, zararı verdiği iddia edilen kişilerle aynı uzmanlık alanına mensup kişilerdir. Sadece o işin uzmanı performansı, hatayı, varsa zararı değerlendirebilir. [2]

Bir vakıanın ispatı için başvurulan vasıtalara delil (kanıt) denir. Deliller, kesin ve takdiri deliller olmak üzere ikiye ayrılır. Kesin deliller; ikrar, kesin hüküm, senet ve yemin olmak üzere dört tanedir. Bunlara kesin delil denilmesinin nedeni, bu delillerin hakimi bağlayıcı nitelikte olmalarıdır. Hakim, kesin delillerden biri ile ispat edilen bir vakıayı, ispat edilmiş (doğru) olarak kabul etmek zorundadır; yani hakimin bu delilleri takdir yetkisi yoktur. Takdiri deliller; tanık, bilirkişi, keşif ve özel hüküm sebepleridir. Bunlara takdiri delil denilmesinin nedeni, hakimin bu delilleri serbestçe takdir yetkisine sahip olmasıdır. Bir davada çözümü hakim tarafından bilinmeyen özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde oy ve görüşüne başvurulan [3] üçüncü kişiye (veya kişilere) BİLİRKİŞİ denir. Belli hususlar hakkında rey ve mütalaalarını beyan ile kanun tarafından görevlendirilmiş resmi bilirkişi varsa, hususi sebepler olmadıkça başkası tayin edilemez. [4]

5271 Kanun numaralı yeni Ceza Muhakemesi Kanunu (CMUK), bilirkişinin atanmasını Md. 63:. Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir. Ancak hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgi ile çözülmesi olanaklı konularda bilirkişi dinlenemez şeklinde düzenlemiştir.

Bilirkişi atanması ve gerekçe gösterilerek sayısının birden çok olarak saptanması, hâkim veya mahkemeye aittir. Birden çok bilirkişi atanmasına ilişkin istemler reddedildiğinde de aynı biçimde karar verilir. Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı da bu maddede gösterilen yetkileri kullanabilir.

Aynı kanunda bilirkişi olarak atanabileceklerle Md 64 ilgili aşağıda sunulan yeni değişiklikler de belirtilmiştir: Bilirkişiler, il adlî yargı adalet komisyonları tarafından her yıl düzenlenen bir listede yer alan gerçek veya tüzel kişiler arasından seçilirler. Cumhuriyet savcıları ve hâkimler, yalnız bulundukları il bakımından yapılmış listelerden değil, diğer illerde oluşturulmuş listelerden de bilirkişi seçebilirler. Bu listelerin düzenlenmesine veya listelerde yer verilenlerin çıkarılmalarına ilişkin esas ve usuller, yönetmelikte gösterilir. Önceki kanunda da engel bir durum olmamakla birlikte yeni kanunda altı çizilen bir husus, duruşmada bilirkişinin, açıklaması (Md. 68) ile ilgili değişikliktir. Mahkeme, her zaman bilirkişinin duruşmada dinlenmesine karar verebileceği gibi, ilgililerden birinin (Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiin veya kanunî temsilcinin) istemesi halinde de açıklamalarda bulunmak üzere duruşmaya çağırabilir.

Türkiye’ de malpraktis konusu disiplin suçu kapsamında ilçelerde İlçe Disiplin Kurulları, illerde İl Disiplin Kurulu, etik boyutuyla mesleki denetleme kurumu olarak Tabip Odaları Onur Kurulları ve Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu’ nda ele alınmaktadır. Hukuk alanında ise ceza ve tazminat yönünden yapılacak değerlendirmede, Sağlık Bakanlığı düzeyinde Yüksek Sağlık Şurası, Adalet Bakanlığı içinde Adli Tıp Kurumu bilirkişiliği ile diğer özel bilirkişi görüşleri alınarak mahkemeler tarafından karara bağlanmaktadır.

Yüksek Sağlık Şurası (YSŞ): 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun Yüksek Sağlık Şurası'na(YSŞ) tıbbi olaylarda bilirkişilik görevini yüklemiştir. 1930 yılında yürürlüğe giren Umumi Hıfzısıhha Kanunu ile de bu yükümlülüğü yerine getirecek bir yapılanma, yani YSŞ oluşturulmuştur. Kuruluş ve çalışma esasları ise 1984 tarihinde yürürlüğe giren Sağlık Bakanlığı' nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında 181 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 210 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 31. Maddesine göre yeniden düzenlenmiştir. Anılan kararnameye göre, YSŞ “önemli sağlık konuları hakkında ve tıbbi uygulamalar sonrası oluşan adli nitelik kazanmış olaylarda” görüş bildirmekle yükümlü kılınmıştır. Tıbbi uygulamalar sonrası oluşan durumların adli nitelik kazanması durumunda açılan ceza davalarında, mahkemelerin başka bilirkişilere başvuru hakkı saklı kalmak kaydıyla YSŞ’ nin görüşünün alınması zorunludur.YSŞ; Bakanlık Müsteşarı, Araştırma Planlama Koordinasyon Kurulu Başkanı, Temel ve Tedavi Hizmetleri Genel Müdürleri, Birinci Hukuk Müşaviri gibi doğal üyeler ile ülkede hizmetleri ve eserleri ile tanınmış Sağlık Bakanınca seçilen 11 üyeden oluşur. YSŞ’ de dosyalar üzerinde inceleme yapılarak mahkemelere görüş bildirilmektedir. YSŞ’ den görüş alınma zorunluluğu, ceza mahkemeleri içindir, hukuk mahkemeleri için geçerli zorunluluk bulunmamaktadır. Tıbbi uygulama hataları sonrası oluşan durumlarda açılan tazminat davalarında, mahkeme YSŞ’ nin görüşünü almadan diğer bilirkişilerin görüşleri doğrultusunda da karar verebilir. Bu kapsamda “ilgili sağlık personelinin olayda oluşan zarar yönünden kusurlu olup olmadığı ya da ihmalinin bulunup bulunmadığı” sorularına cevap aranır. Bu nedenle mahkeme aşamasında alınan ifadeler ve Şura'da alınan kararlar genellikle “tıbbi uygulamalar sonucu zarar oluşup oluşmadığı, oluşan zararla sağlık personelinin eylemi arasında nedensellik bağı olup olmadığı ve bu zararın sağlık personelinin eyleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığına” yöneliktir. Adli olay ile ilgili görülen kişilerin ifadeleri, sağlık kuruluşu kayıtları, hasta evrakı ve filmleri laboratuar incelemeleri, diğer bilirkişilerin görüşleri, varsa otopsi raporu değerlendirilmektedir. Bu sırada ilgililerin muayenesi ya da ifadelerinin değerlendirilmesi yapılmamaktadır. Bu nedenle gönderilen dosyanın sorulan tıbbi görüşü oluşturacak, tüm delilleri içermesi, tam bilgi vermesi önemlidir.

Adli Tıp Kurumu (ATK): 2659 sayılı Kanunu’na göre; Adli Tıp Kurumu(ATK), adalet işlerinde bilirkişilik yapmakla görevlendirilmiştir. Kurum; Başkanlık, Başkanlık Kurulu, İhtisas Daireleri ve Kurulları ile Şube Müdürlüklerinden oluşmaktadır. Adlî Tıp Genel Kurulu, Adlî Tıp Kurumu Başkanının başkanlığında, Adlî Tıp İhtisas Kurulları başkan ve üyelerinden oluşur. Genel Kurul, mahkemeler ve savcılıkların yeterince kanaat verici bulmadıkları ihtisas kurulları ve dairelerinin raporlarını karara bağlar. Ayrıca bu kurul ve dairelerin iç ve aralarındaki çelişkili raporlarını da karara bağlar. Genel kurul ve ihtisas kurulları gerek duyduğunda ilgili kişilerin ifadesini alıp muayene edebilir. ATK Kanunu’na göre, mesleki kusurlara 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu görüş bildirir. Bu Kurul, bir başkan ve adlî tıp uzmanı iki üye ile birer Ortopedi ve Travmatoloji, Genel Cerrahi, Nöroloji, İç Hastalıkları, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Göğüs Hastalıkları ve Enfeksiyon Hastalıkları uzmanından oluşmaktadır.

Tabip Odaları Onur Kurulları: Tıbbi uygulama hataları iddiaları, etik boyutuyla mesleki denetleme kurumu olarak Tabip Odaları Onur Kurulları ve Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu’ nda ele alınmaktadır. Tabip Odaları' nın malpraktis ile ilgili olarak yürüttüğü araştırma, soruşturma ve Onur Kurullarında karara ulaştırma süreci bir cezalandırmadan öte, tıbbi uygulamaların niteliğini denetleme ve bu niteliğin geliştirilmesine yönelik bir iç denetim mekanizması olarak algılanmalıdır.

Yüksek Öğretim Kurumları (YÖK): ATK Kanunu’nun 31.Md.’si “Diğer Adli Ekspertiz Kurumları” başlığı altında “Yükseköğretim Kurumları veya birimleri, adli tıp mevzuatı çerçevesinde adli tıp olaylarında ve diğer adli konularda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre resmi bilirkişi sayılır. Bu birim ve kliniklerde tetkik edilecek adli tıp ile ilgili işler yönetmelikte belirlenir.” denilmiştir. Aynı şekilde Yüksek Öğretim Kanunu’nun 37. md.’ sinde mahkemelerin teknik ve uzmanlık isteyen her konuda üniversite ve bağlı birimlerinden yararlanabileceğini, bilirkişi olarak görüş isteyebileceğini belirtmiştir. Ayrıca aynı kanunun 38/2. maddesinde Yüksek Öğrenim Kurulu’nun isteği ve ilgili kamu kuruluşunun onayı ile yüksek öğrenim kurumları ya da birimleri, ilgili adli makamların talepleri ile adli tıp mevzuatı kapsamında adli tıp ve diğer adli konularda resmi bilirkişi olarak görevlendirilebilecekleri belirtilmiştir.

Bilirkişilerin dikkat etmesi gereken hususlar: Tıbbi uygulama hataları iddiaları, hekimler için davalı olmak dışında, bilirkişilik yapmak görev ve sorumluluğunu da getirmektedir. Bilirkişi raporları kısa cümlelerle yazılmalıdır. Sunulan görüşleri net bir şekilde ifade edilmiş olmalı, sebep-sonuç ilişkileri ve yorumları içermelidir. Raporda fazlalık bilgilerden kaçınılmalı, gramer ve yazım hatalarına dikkat edilmelidir. Bu tür bir durum raporun bilirkişi tarafından acele yazıldığı imajı verebilir. Tıbbi uygulamalarla ilgili çapraz sorgu sisteminin uygulandığı ülkelerde, davalarda özellikle de uzman kişilerin ihmalinin iddia edildiği konularda, bilirkişilerin görüşleri, davayı çözmek için kritik önem taşır. Tıbbi malpraktis davalarında davacı taraf kendi iddialarını desteklemek amacıyla bilirkişileri mahkemeye çıkararak görüşlerine başvururlar. Davalı taraftaki kişiler ise genellikle bu tür iddiaları kendi bilgi birikimleri çerçevesinde çürütmeye çalışırlar. Bu ülkelerde problemler ise ya bilirkişi görüşlerine başvurulmayan ya da davalı tarafın spesifik alanına uygun olmayan bilirkişilerin seçilmesiyle başlar. Bilirkişilerin güvenilir olmaması ya da bilimsel camiada tanınan kişilerden seçilmemesi de ayrıca problemler yaratabilir. Bilirkişi olayla ilgili gerçekleri, elde ettiği bulguları, dayandığı kaynaklara göre açıklamaya çalışır. Açıklamalar sonucunda hastalığın tedavisi esnasında uygulanması gereken profesyonel standartlarla uygulanan tedavi arasında karşılaştırma yapılabilir. Duruşma esnasında bilirkişi bir avukattan ziyade bilimsel ve objektif bir hekim gibi davranmalıdır. Sonuçta elde ettiği verileri yorumlayacak ve yargılayacak olan mahkeme heyetidir. Bilirkişi ifadeleri esnasında kendini beğenmiş ve kibirli tutum takınmaktan kaçınmalıdır. Mahkeme heyeti özellikle bilirkişi ifadeleri hususunda hassas davranırlar. Bilirkişiler açıkladığı konularda mahkeme heyetinin anlayabileceği şekilde teknik ve bilimsel içerikte değişiklik yapabilirler. Çapraz sorgu esnasında; bilirkişi ifadelerinde mahkeme heyetinin yeterince anlayamadığı konular ortaya çıkarsa, mahkeme heyetinin kafası karışabilir. Bundan dolayı bilirkişi ifadeleri esnasında mahkeme heyetinin davranışlarını gözlemleyerek olay hakkında bilgili olup olmadıklarını değerlendirebilir. Sunuş esnasında el hareketleri ve ses tonunun, önemli yerleri vurgularken, yerinde kullanılması etkileyici olur. Görsel veriler, diyagramlar ve modellerin kullanılması ve olay hakkında resimlerin gösterilmesi bilirkişinin mahkemede kendini ifade etmesi açısından önemlidir. Bilirkişiler rahat olmalı ancak sorulan sorulardaki inceliklere ve detaylara da dikkat ederek cevaplarını bu şekilde vermelidirler. Sorular açık bir şekilde yanıtlanmalıdır. Avukatlar tarafından kullanılan temel bir taktik çapraz sorgu esnasında bilirkişi ile tartışmaya girmektir. Bilirkişi sahip olduğu bilgileri işin uzmanı olmayan bir avukat ile tartışırsa güvenirli ligini kaybederek mahkemenin aklında objektif olup olmadığı hakkında soru işareti bırakabilir. Bununla beraber bilirkişiler davanın işleyişi esnasında konu ile ilgili uzman, diğer bilirkişilerle konu hakkında tartışmada bulunabilirler. Avukatların kullandıkları diğer bir taktik ise; varsayılan bir olgunun bilirkişilerden yorumlanmasını istemeleridir. Bu şekilde avukat bilirkişiyi sonuç üzerinde kendi istediği yöne doğru yönlendirmeye çalışabilir.

Buna izin verilmemeli, bilirkişi bu sorularda varsayılan olgu ile tartışılan durum arasındaki farklılıklara dikkat çekerek konunun farklı yöne çekilmesine engel olmalıdır. Benzeri bir şekilde bilirkişiden karşı tarafın sorularına evet veya hayır gibi net ifadelerle cevap vermesi istenebilir. Hakim de karşı tarafının avukatının sorduğu soruya bilirkişinin ifadesini keserek evet ya da hayır türünden cevap vermesini isteyebilir. Eğer soru basit olarak evet ya da hayırla yanıtlanamayacaksa bilirkişi sorunun cevabı için mahkeme heyetinden karşı tarafın isteğinin aksine uzun cevaplar vermek için izin istemelidir. Aksi halde bilirkişi karşı tarafın avukatı tarafından istemeyeceği noktalara çekilmiş olacaktır. Bu tür bir durumda heyet bilirkişinin ara verme isteğine ya da kendi görüşlerine bilimsel açıklama getirmek istemesine sıcak bakar. Bilirkişilik yapmak dava süreci boyunca hekimler için yorucu bir işlemdir. Bu tip olgularda bilirkişinin güvenirliliğinde meydana gelebilecek herhangi bir durum bilirkişiye ceza verilmesine yol açabilir. Bütün bu risklere rağmen hekimler bu tip olgularda bilirkişilik yapmak durumundadırlar. Burada bilirkişinin yapacağı en önemli şey profesyonel tedavi standartlarını tanımlayarak; olay esnasında meydana gelen durumları bu standartlarla objektif, hileden uzak, rahat ve profesyonelliğin gerektiği şekilde ifade edebilmektir. [5]

 
Adli Bil.Uzm.Nesrin ÖZKAYA

 



[1] Hancı İ. H., Çapraz Sorgu (I): Bilirkişilik Nedir?, Medimagazin sy.126, 2003, http://www.medicine.ankara.edu.tr/internal_medical/forensic_medicine/tk15.html (Erişim Tarihi. 31.03.2008)

[2] Dworkin, R.B.,(2006) The Process Paradigm: Rethinking Medical Malpractice, Wake Forest Law Review, Vol. 41, N.2, 509-536,North Carolina.

[3] CMUK Md. 66

[4] Bayram L., Deliller ve Bilirkişilik Müessesi, http://www.emniyet.gov.tr/egitim/dergi/eskisayi/28/yeni/web/Levent_BAYRAM.htm (Erişim Tarihi: 31.03.2008)

[5] Yorulmaz C., Kır Z., Ketenci Ç., Tıbbi Uygulama Hataları ve Bilirkişilik, http://www.epilepsiveben.com/t%C4%B1bbi_uygulama_hatalar%C4%B1_ve_bilirki%C5%9Fili

(Erişim Tarihi: 07.04.2008)

Üye Ol

Ziyaretçilerimiz

www.pediatriportali.com sitesinin web hosting hizmeti natro - izgi Bilgisayar Sistemleri Ltd. tarafından sağlanmaktadır.
ocuk Doktoru - ocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı - Pediatri Uzmanı - ocuk sağlığı sitesi - ocuk doktorları - Pediatri - Pediatrist - Bebek