Broşürler


İstanbul Bronşiti veya Büyükşehir Bronşiti (Dr. Sami Öztürk)


İSTANBUL BRONŞİTİ VEYA BÜYÜKŞEHİR BRONŞİTİ

 

            Modern dünyanın bize sağladığı büyük kolaylıkların yanı sıra maalesef olumsuz birçok yönü de vardır. Modernlik bir yandan sağlığımızı düzeltirken, bir yandan da olumsuz yönleri nedeniyle sağlığımızı bozmaktadır. Modern toplum olacağız diye isteyerek veya istemeyerek soluduğumuz havayı kirletmekteyiz. Bu kirlilik ise bireylerde bir takım hastalıkların oluşmasına yol açmaktadır. Son yıllarda özellikle kış aylarında Göğüs Hastalıkları Polikliniklerine muayene olmak için gelen hasta sayısı fark edilir bir şekilde artmıştır. Ayrıca kış ayları geldiğince çocuklarda görülen sık hastalanma da bir ölçüde kirli hava kaynaklı olarak kabul edilmektedir. İlk akla gelen ve yapılan incelemeler bu hastalarda hava kirliliğinin büyük rol oynadığını ortaya çıkarmıştır.

            Kış ayları geldiğinde maalesef ısınma sorunları yaşanmaktadır. Ekonomik koşullar kişileri hava kirletme oranı yüksek ısınma araçlarına yöneltmektedir. Zaten taşıt araç yoğunluğunun yüksek olduğu bu şehirlerde her iki kirleticinin havayı daha da kirletmesi hissedilir derecede bir kükürt dioksit (SO2) ve duman (partikül madde-PM) kirliliğini ortaya çıkarmaktadır. Çevre ve Orman Bakanlığının web sayfasına ( http://www.havaizleme.gov.tr ) bakıldığında hava kirliliğin özellikle kış aylarında ne kadar da ürkütücü boyutlara geldiğini göstermektedir. Kirli havalarda sağlıklı kişilerde bile boğazda yanma, baş ağrısı ve öksürük yakınmalarının olması, solunum sistemi hastalığı olan kişilerde bu kirliliğin ne kadar da ciddi bir etki yapabileceğini göstermektedir.

            Son yıllarda sağlık literatürüne “İstanbul Bronşiti= Metropol Hastalığı” gibi isimlerle giren bu hastalık aslında kalabalık kitlelerin bir arada yaşadığı şehirlerin, özellikle de büyük şehirlerin önemli bir sağlık sorunudur. Her geçen yıl bu şehirlerde yaşayan çok sayıda insanın belirgin bir solunum sitemi hastalığı yok iken hastalanmaya başlaması (astım, kronik bronşit, zatürre, allerjik hastalık gelişimi, sık hastalanma vs.) bu sorunun önemini ortaya koymaktadır. “İstanbul Bronşiti” deyiminin isim babası aslında hastalardır. Hasta ifadesi ile “ne zaman İstanbul’a gelsek bizim çocuk hastalanmakta, ne zaman memlekete gitsek, yani İstanbul’u terk etsek bizim çocuk iyileşmekte” demektedirler. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta’nın bu konuda tanımlamaları ise İstanbul Bronşiti deyiminin son yıllarda kullanılır olmasını sağlamıştır.

           

Klinik Belirtiler:

Büyükşehir Bronşiti normal bronşitten biraz farklı özelliklere sahiptir. Hastaların çoğunda şiddetli öksürüğe rağmen balgam yoktur veya çok azdır. Balgam zor çıkar ve genelde yapışkan bir özelliğe sahiptir. Hastalar genelde balgam çıkarttıklarında rahatladıklarını söylerler, ancak öksürüğün tekrarlaması aynı sıkıntının devam ettiğini gösterir. Büyükşehir bronşiti’nin astım ve diğer bronşitlerden farkı hırıltı ve nefes darlığı şikayetinin olmamasıdır. Öksürük genelde kış ayları süresince devam etmektedir. Ne zaman ki havalar ısınıp ta hava kirleticilerin kullanılması azalmakta, o zaman hastalar da öksürükten kurtulmaktadır. Öksürük genelde gündüz ortamında olur. Hasta uyuduktan sonra yakınmalar ya hiç yoktur ya da oldukça azalmıştır. Duyarlı kişiler sadece hava kirliliğinden etkilenmeyebilir. İlaveten hastalarda reflü, allerji, sinüzit gibi ek hastalıklarda olabilir. Bu hastalıklar ilgili branş uzmanlarının yapacakları detaylı değerlendirilmeler ile ortaya genelde çıkarılabilir.

Özellikle sadece öksürük (kuru öksürük)   yakınması ile seyreden bir hasta grubu vardır ki, hastaları ve ailelerini canından bezdirmektedir. Erişkinlerde de görülen bu durum özellikle çocuk yaş grubunda daha da etkili bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu öksürük küçük çocuklarda öğürtü ve kusmaya, bayanlarda ise idrar kaçırmaya neden olabilmektedir. Bu hastalarda gülme, yüksek sesle konuşma öksürük krizlerinin başlamasına neden olabilir. Sigara dumanı, boya kokuları, cila kokuları, temizlik maddeleri hatta havasız kapalı yerlerde öksürüğün başlamasına neden olabilir.

 

Hastalıktan Korunma:

Kolonya, parfüm, ev içi koku verici aparatlar ve çamaşır temizliğinde çamaşırların güzel kokması için kullanılan tüm kimyasallar, özellikle solunum sistemi hastalığı olan kişilerde önemli solunumsal belirtiler oluşturabilmektedir. Duyarlı kişilerin dikkat etmesi gereken durumlar ise; sigara içilmemeli, sigara içilen ortamdan uzaklaşılmalı, ev ve işyeri ortamlarında koku veren spreyler, kokulu deterjan ve temizlik malzemeleri, parfüm ve deodorant kullanılmamalı, bunların yerine doğal veya kokusuz maddeler kullanılmalıdır. Buhar ve koku oluşturan her türlü işlemlerden kaçınılması, bu işlemler yapılacaksa hasta evde yokken yapılması, hasta bunları kendisi yapmak zorundaysa, gerekli koruyucu önlemleri alarak yapması gerekmektedir. Ayrıca çok kirli havalarda gereksiz yere kapalı ortam dışında uzun süre bulunmamaya dikkat edilmelidir.

Modern dünyamızda insanın hayatına belki de gereğinden fazla giren ve bazen kullananlar veya aynı ortamı paylaşan hassas bünyeli kişiler tarafından oldukça rahatsız olunan şeylerden birisi de parfüm ve kozmetiklerdir. Deodorantlar, parfümler, şampuanlar, tıraş losyonları, kokulu kremler, değişik markalardaki pek çok kozmetik ürünler, güzelleşmek ve kendini daha iyi hissetmek için yaygın olarak günümüzde kullanılmaktadır. Yapılan araştırmalar insan sağlığının bu maddelerden belli oranlarda etkilendiği yönündedir. Parfüm ve deterjan gibi kokulu maddelere karşı gelişen bu reaksiyonlar doktorlar tarafından sıklıkla bronş hassasiyeti olarak yorumlanmakta ve objektif test kriterleri olmadığından dolayı sıklıkla geçiştirilmektedir.

Özellikle çocuklarda gözlenen kuru öksürüğü oluşturan etkenlerden birisi de çamaşır yumuşatıcılarının kokularıdır. Değişik isimlerle piyasada satılan ve anneler tarafından maalesef en iyi kokulu olanları alınan bu maddeler önemli bir etkiye sahiptir. Bu yumuşatıcılar çamaşır makinasına konularak kullanılmaktadır. Ancak çamaşır makinasının son durulama suyu ile birlikte çamaşırlarla temas eden bu yumuşatıcıların büyük bir kısmı çamaşırlar üzerinde kalmakta, atık su ile dışarı atılmamaktadır. Annelerin deyimi ile “mis gibi kokan bir giysi, çocuğum mis gibi kokuyor” denilerek mutlu olunmakta ve ortama iyi de bir parfüm kokusu salınmaktadır. Çamaşırlar yumuşamıştır. Ancak çocuklar bu giysilerini kullandıkları sürece sürekli bir kimyasal madde kokusu ile karşılaşmaktadır. Uzun süreli bu koku temasının hassas bünyeli kişilerde aslında dış ortamdaki hava kirliliğinden bir farkı yoktur. Bu uzun süreli kokulardan temasın kesilmesi ile yakınmaları büyük ölçüde düzelen çocuk hasta sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.  Bu bilgilerden anlaşılmaktadır ki; anneler yumuşatıcı kullanarak çamaşır yıkama ile aslında bazen çocuklarına iyilik etmemektedirler.

 

Tanı Yöntemleri:

Bu hastalıkta tanı genelde hastanın genel muayane sonuçlarına göre konur. Hastaların kan tahlilleri normaldir. Enfeksiyon genelde saptanmaz. Akciğer röntgen incelemeleri normaldir. Solunum fonksiyon testleri ve allerji testleri genelde normaldir. Yani “her şeyi normal bir kişi var karşımızda, ancak öksürmekte. Bu öksürük hastayı çok rahatsız etmekte”.  Bazen doktorlarda çaresiz kalmaktadır. Hastaya bir çok tetkik yapılmakta. Hasta sinüzit yönünden, reflü yönünden incelenmekte. Bazen bilgisayarlı akciğer ve sinüs tomografileri de çekilmekte. Tüm incelemeler temiz çıkmakta. Aslında her şeyin temiz çıkması iyi. İyi de hasta sormakta: “O zaman ben niye öksürmekteyim?”. Bazen hastalara tanı konulamaması nedeniyle sizde allerji var denilmekte, böylece hastalar da soru sormayı bırakmaktadırlar.  

           

 

Tedavi:

            Modern dünyanın sağlık yaklaşımı koruyucu hekimliktir. Yani bireyin hasta olmasının engellenmesi, sağlıklı yaşamaya devam etme koşullarının sağlanmasıdır. Çok duyarlı kişiler hastalık oluşturan ortamlardan irtibatını kesecek, gerekirse daha küçük ve havası temiz yerleşim bölgelerine göç edecektir. Ancak bu her zaman geçerli bir durum değildir.

            Yukarıda anlatılan bilgiler doğrultusunda yakınmaları olan hastaların öncelikle detaylı ilk muayeneleri şarttır. Yani başka bir hastalık etkeni varsa bulunup tedavi edilmelidir. Hastaların yakınması allerjik olabilir, kronik sinüzitten kaynaklanabilir, astım olabilir, reflü olabilir veya başka bir nedenle hasta öksürüyor olabilir. Eğer başka bir neden bulunamıyorsa ve Büyükşehir Bronşiti tanısı kondu ise hastaya bazı ilaçların kullandırılarak rahatlaması sağlanmalıdır.  

            Tedavide genelde kullanılan ilaçlar; ağız ve burun yolundan alınan oral veya inhaler antihistaminikler, steroit türü bazı ilaçlardır. Hastalık döneminde kullanılan bu ilaçlar bazen klinik belirti olmamasına rağmen 2-3 ay gibi kullanılarak koruyucu tedavi verilebilir. Böylece hastanın yakınmaları düzeltilir. Hatta bazı hastaların her sene kış mevsimi aylarında bu ilaçları doktor kontrolü altında düzenli koruyucu olarak ta kullanması gerekebilir. Eğer tedavi edilmez veya koruyucu tedaviler verilmez ise hastalık kronik bir seyir alabilir. Astım hastalarının bir kısmının hava kirliliği gibi kimyasal maddelere karşı da çok hassas oldukları düşünüldüğünde, ilerleyen yıllarda astım hastalığı gibi düzenli ilaçlarla tedavi edilir hale gelmesi kaçınılmaz olabilir. Hastalıkta antibiyotiğin yeri yoktur. Ancak eklenen enfeksiyonlar nedeni ile doktor kontrolünde antibiyotik kullanımı da olabilir.

 

Sonuç:

            İstanbul Bronşiti veya Büyükşehir Bronşiti’nin nedeni bronşların aşırı duyarlılığı, yani bronş hiperaktivitesidir. Bu kişiler aslında sağlıklı kişilerdir. İç veya dış ortam kirliliğinden bronşlar etkilendiği sürece öksürük ile belirti veren bir hasta grubudurlar. Sadece öksürükle seyreden hastalık “Öksürükle Seyreden Astım= Öksürük Varyant Astım” diye tanımlanan normal astımdan biraz farklı olan bir astım grubu da vardır. Bronşlardaki bu aşırı duyarlılığın nedeni, kesin olarak belli değildir. Fakat büyük şehirlerimizdeki yoğun trafik ve şehirleşmeden kaynaklanan iç ve dış hava kirliliğinin, ev, okul ve iş yerlerindeki ortam hava kirliliğinin önemli rol oynadığı düşünülmektedir. İstanbul Bronşiti’nin daha çok dış ve iç ortam hava kirliliğinin yoğun olduğu kış aylarında ortaya çıkması, hastaların yaz aylarında veya İstanbul’dan uzaklaştıklarında şikayetlerin tümünün kısa sürede kaybolması bu görüşü desteklemektedir. Hatta bazı hastalarımız konulan bu tanı nedeni ile İstanbul’dan taşındıktan sonra tamamen hastalıklarının düzeldiklerini ifade etmektedirler.

Bu hastalığa yakalanmamak ve hastalığın tekrarlamaması için; ev, okul, işyerleri gibi yaşam yerleşkelerinin, yoğun trafiğin ve fabrikaların uzağında olması ve kapalı ortamlarda allerjenler, sigara dumanı, kimyasal maddeler, aerosollerden uzak kalınması gerekir. Bu duyarlı kişilerin yakınmalarının devam ettiği dönemlerde doktor kontrolü altında olmaları ve gerekiyorsa bazı ilaçları kullanarak tamamen sağlıklı bir dönem geçirmeleri, ayrıca kronik yakınmalar nedeni ile bir defa da olsa Allerji Uzmanı muayenesi olmaları, Allerji Uzmanının gerek görmesi durumunda da “Allerji deri prick testi veya kan ile yapılan bazı allerji testlerinin yapılması önemle tavsiye olunur.



           

Doç.Dr. Sami ÖZTÜRK

Allerji-Göğüs Hastalıkları Uzmanı

www.allerjik.com

 

Üye Ol

Ziyaretçilerimiz

www.pediatriportali.com sitesinin web hosting hizmeti natro - izgi Bilgisayar Sistemleri Ltd. tarafından sağlanmaktadır.
ocuk Doktoru - ocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı - Pediatri Uzmanı - ocuk sağlığı sitesi - ocuk doktorları - Pediatri - Pediatrist - Bebek